Ah Bir Geriye Dönebilsek!


Bu makale 2014-02-21 20:48:06 eklenmiş ve 1047 kez görüntülenmiştir.
Nurettin BÜYÜKBAŞ

03 Şubat 2010 Çarşamba Saat 10:33

 

           Zamanın Sivrice üzerinde oyun oynadığı ve acımasızca savurup sağa sola ıskaladığı günlerde garip, fakir ve bir o kadar da sahipsiz insanı kendine tutunabilecek yer arıyordu. Haftasar’dan, Karaçalı’dan, Sürek’ten ve Kürk’ten gelerek bir parça ekmeğin peşinde koşmak, nasibini kovalamaktan başka gayesi olamayan insanlardan ne zarar gelebilirdi ki….

           Ama sonra öyle mi oldu? Hazar’ın Maviliğini fark edememek, suyun değerini bilememek ve birbirleriyle uğraşmaktan yanı başındaki güzelliğin farkına varamamak insanlık adına ne denli işkence bilir misiniz?

           Kürk çayından balık tutmak, gölde yüzmek, gece azot turu atmak ve Hazar Baba’ya ışkın toplamaya çıkmak. Dünyanın en güzel aktivitelerini kim kaça sayar. Bizim için yapılacak en güzel şeyler değimliydi Allah aşkına.

           Mesela, bizim şimdiki belediye dükkânlarının olduğu yerde Tuhafiye-Manifatura dükkânımız vardı. Tabii son zamanlarına yetişebildim bu dükkânın. Küçüklüğümüz burada geçti diyebilirim. Hemen bitişiğimizde Mevlüt Emminin Berber dükkânı vardı. Buraya sık sık gittiğimiz için bir çırak gibiydik diyebilirim. Bir ayağımız burada bir ayağımız ise kendi dükkânımızda idi. Bir sonraki dükkân ise çocukluğumuz ve gençliğimizin beraber geçtiği akrabam (halamın oğlu) Resul’ların bakkal dükkânı idi. Aynı zamanda okula gittiğimiz için arta kalan zamanımızı bu dükkânlarda geçirirdik. Bizim de zamanımızın büyük bir kısmı bu berber dükkânında geçerdi. Zaten burası adeta gençlerin toplama merkezi gibiydi. Mevlüt Emminin büyük oğlu Bünyamin ve küçük oğlu Mustafa ile çocukluğumuz geçti diyebilirim.

           Çok güzel sohbetlerimiz ve tartışmalarımız olurdu. Ülke meselelerini, sivrice sorunlarını, siyaseti ve ideallerimizi hep burada tartışırdık. Bazen de yapılan tartışmalara kulak kesilirdik.

           Uzun yıllar önce Elazığ’da yayınlanan Yeni Çağ gazetesindeki köşemde, Mevlüt Emminin meşhur, Dünyanın dönmesi(dönmemesi) ile ilgili tartışmalarından bahsetmiştim. Bu yazı o yıllarda çok ilgi çekmişti. Yazıyı okuyanlar beni gördüklerinde bu konunun doğru olup olmadığını ve adı geçen kişiyle tanışmak istediklerini söylüyorlardı.  Soranlara Mevlüt Emminin adresini verdiğim çok olmuştur.

           Elazığ’da pek bilinmez ama Sivriceliler çok iyi hatırlarlar; Mevlüt emmiyle Dünya! Meselelerine girdiğinizde kendinizi en şiddetli ve hararetli tartışmanın içinde bulurdunuz. Biz de bu tartışmaların birçoğuna şahit olmuşuzdur.

           Meseleyi bilmeyenlere hatırlatalım. Mevlüt Emmi Dünyanın dönmediğini iddia ederdi. Bu iddiasını da en iyi şekilde ve örnekler vererek savunurdu. Mesela: “Dünya mademki dönüyor, kapılarımız neden hep aynı yöne bakıyor. Neden onlarda dönmüyor veya yönünü değiştirmiyor” derdi. Yani pratik olarak düşündüğünüz zaman kendince haklı olabilir. Ama fizik kurallarına uymadığı için buna doğru diyemiyorduk. Bu yüzden Mevlüt Emmi’ye dünyanın döndüğünü ispatlamak için çeşitli denek malzemeleri getirenler mi dersiniz, elinde portakal ve mum alıp getirenleri mi dersiniz. Ama bunu ispatlamak ne mümkün! Herkesi kendi doğrularıyla ve ikna edici tavrıyla mat ederdi Mevlüt Emmi. Gelenler geldikleri gibi giderlerdi. Okumuşu, okumamışı hiç fark etmez. Her seviyeye göre tartışma yöntemi sergilerdi Mevlüt Emmi.

           Mevlüt Emmi aramızdan ayrılalı uzun yıllar oldu. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Ama o güzellikler ve hatıralar yaşamımızda hoş bir seda bırakmasa idi, bugün bunlardan bahsedebilir miydik?

           Önemli olan bu güzellikleri yaşayabilmek, bunu yaşamının bir parçası haline getirebilmektir. Kötülük yapmak, düşmanca tavırlar sergilemek kime ne kazandırabilir ki?

           Yaşadığımız yerin kıymetini bilmek ve onu korumak en büyük insani görevlerimizden biridir. Sivrice insanı bunu yapabilecek gücü kendinde bulabilirse başarılı olur.

 

           Ama bunu yapabileceğine olan inancım tamdır. Çünkü Sivrice İnsanı dürüsttür, merttir, sağlamdır, cesurdur ve aynı zamanda saftır, durudur, temizdir. En önemlisi de bu özelliklerinin kendisinin de farkında olmayışıdır. Sivriceli bu farkından lığın farkına varmak zorundadır. Aksi halde kendi dönüşümünü sağlaması zor olacaktır.

 

           Gelin hep birlikte Sivrice’yi iyiye götürmenin hesaplarını yapmaya hemen başlayalım. Yapılan kötü şeyler geride kaldı. Biz önümüzde duran güzelliklere bakalım. Bunun sonunda karlı çıkacak olan yine Sivrice olacaktır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Sivrice Haber
© Copyright 2013 Sivrice Haber Sitesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
barcelona escort