Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cevdet SAYDAM
cevdetsaydam23a@hotmail.com
Neden ve Nedenler..
16 Ekim 2009 Cuma Saat 23:08

Sivriceli insanlarımız nereye gidiyorlar?

2009 yılı içerisinde yaşanan olaylara baktığımızda Sivriceli vatandaşlar 1960 öncesine dönme sinyalleri vermeye başladı.

1960 yılları öncesi Sivrice tam olarak yerleşime açılmadan önce bugünkü Sivrice nufusunun % 85'i Haftasar(Düzbahçe),Karik(Yedikardeş) köylerinde ikamet ederlerdi.Bu köylerimiz ise Sivrice'nin en büyük ve kalabalık köyleriydi.Sivrice merkezde ise 24 adet devlet tarafından yapılan göçmen evleri ve eski hükümet konağı bulunuyordu.

Bu tarihten önce açlık,işsizlik ve çok zor şartlar insanların belini büküyordu. Haftasarlı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlar,eğer o yıl hasat iyi değilse açlık kendini hissettiridi.Bu yıllarda çıkan cinayet olaylarıda hep aş nedeniyle çıkmıştır.Daha sonra İlçede 1969 yılında kurulan eski ismiyle AZOT Fabrikası ilçemizin kaderini de değiştirmiş,vatandaşlarımız işe kavuşmuşlardır.İşe kavuşmayla birlikte Haftasar ve Karik köyerimizde kavga ve nahoş hadiseler bir anda kesilmiş her birey işini aşını düşünmeye ve girdiği işi devam ettirmeyi düşünmüştür.

Geçmişle ilgili hadiseleri incelediğimiz zaman Allah'a şükretmemiz gerektiğini düşünüyorum.Çünki işlenen cinayetlerde hemen hemen hiç namus davası yoktur diyebiliriz.Bu da Sivricelinin namus kavramına ne kadar saygılı olduğunu gözler önüne serer.Cinayet ve devamında kan davaları şimdiki bakış açısından ceviz kabuğunu doldurmayan sebeplerden(Su nöbeti,hayvanların ekinleri yemesi,arazi anlaşmazlığı,çocukların kavgaları...) oluştuğunu görüyoruz.

Kavga ve cinayetlerin dayandığı ana neden ise ekonomik olarak göze çarpmaktadır.

Yıl 2009....

İşlenen cinayetlere ve cinayetleri işleyenlere baktığımızda % 95'i işsiz,maddi sıkıntıları nedeniyle psikolojik sorunlar yaşayan insanlarımızın olduğu tespit edilebilir. 

İşi,aşı olmayanlar yarınlarını düşünemezler,topluma ve ailelerine verecekleri zaraları hesap edemezler.Bu kişilerin sağlıklı düşünmeleride beklenemez.Pimi çekilmiş bomba gibi toplumda dolaşırlar.Her an toplum içinde patlayabilir ve onarılmaz yaralar açmaya neden olabilirler.

Sivrice ilçesi gibi Türkiye coğrafyasında nadir olan bir mekanı yaşanılmaz hale getirmek hepimizin sonu demektir.

Yetişen genç nesili yarınından endişeli olarak yetiştirmememliyiz.İlköğretimden başlayarak insan sevgisini,Allah inancını,hoşgörüyü,dayanışmayı,kardeşliği,paylaşmayı öğretimden önce kazandırmalıyız.

İlçe idarecileri de ilçede ekonomik sıkıntıları giderecek tedbirler alarak,iş ve aş kazandıracak yatırımlara yönelerek geleceğimizi ve gençlerimizi ekonomik sorunlardan arındırmalıdırlar.

Sivriceli vatandaşlarımızda akıllarını başlarına toplamalı,çözülemeyecek hiçbir sorunun olamayacağını bilmeleri,çözemediğimiz sorunların ise hukuk kurallarıyla yönetilen ülkemizde hukuki yollaradan çözüme kavuşturmamız gerektiğini bilmelidirler.

İnsan hayatı filmlerde izlediğimiz kadar basit değildir.İnsanların hayatına kıyarak hem bu dünyamızı hem de o bür dünyamızı kaybetmeyelim.

Biraz hoşgörü,biraz saygı ve karşılıklı anlayışla çözülemeyecek sorunumuz kalmaz...

 

Dostça,kardeşçe nice yıllara dileklerimle.....

Bu yazı toplam 2316 defa okundu.
İBRAHİM BALCI
sivrice
Canım kardeşim, seçtigin konu ve yorumun mükemmel Huzur dolu günler dilerim Dürümcü
17 Ocak 2010 Pazar Saat 15:17
burak dağ
teşekkür
saygıdeğer cevdet hocam gerçekden çok güzel bir şekilde sorunlarımızı açıklamışsınız bu yüzden teşekkülerimi sunuyorum.bu sorunlar artık büyütülmemeli sivriceyi o güzelim yeri yaşanılır hale getirmeliyiz.bunun için herkes elini taşın altına koymalı.önce çocuklarımızdan geleceğimizden başlamalıyız bu işe.tekrardan teşekkür ederim...
26 Aralık 2009 Cumartesi Saat 14:34
Serkan Türkmen
Yorum Farkı
Eleştiri günümüzün belki de en güçlü silahı. Yazarlarımız yazıyor ama böyle bir silahla kuşanmış okurları dikkate almıyorsa artık okur savunmasız kalıyor demektir. Bu durum bi nevi monokratik devletlerde monarkın lütuflarına boyun eğmektir.Mamafih böyle bir yazarlık aslında bencilliktir. O yüzden Sn. Serhat Yabancı'nin söylediklerine katılıyorum, kendisinin de bir yazar olarak okurlarına gereken ilgi ve özeni de göstereceğini temenni ediyorum.
16 Aralık 2009 Çarşamba Saat 18:43
Tüm Yorumları Göster(17)
Nurettin BÜYÜKBAŞ
Ah Bir Geriye Dönebilsek!
Yalçın GÖKMEN
RAMAZANDA NE YAPMALI?
Nihat SAYGILI
YAŞAM ÜZERİNE
SİTE ANKET
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR